Allaahııım sana geliyorum....
Dün TEM'de Avrupa yakasına doğru gidiyorum, Beykoz sapağından evvel. Sağ şeridin hemen yanındaki şeritte gidiyorum, yani sol ya da orta şeritte değilim... Bu şerit hızlı gitmeyen küçük dingilli (ne komik kelime) araçlar için, misal ben... arkamda beyaz, markasını ve plakasını hatırlamadığım bir trafik magandası, bir yandan telefonla konuşup bir yandan da selektör yaparak totoma kadar yanaştı. Ya arkadaşım, ben şeridimde efendi efendi gidiyorum, bir suzuki swift'le bundan hızlı gidersem spin atıp karşı şeride geçerim. O kadar acelen varsa buyur, solda iki şerit daha var. Yok, eleman, selektör yapmaya devam edip, bir de kornaya basıp beni solladı, ve oldukça sıkışık olan trafikte önüme kırdı, en sağ şeride, sonra da emniyet şeridinden devam etti... keşke plakasını alsaydım...
takip mesafesi diye bir mevhum var da, sanırım milletçe pek taktığımız yok... o yüzden arkadan çarpmalı kazalardan başımızı alamıyoruz...
yaya geçidi, adı üzerinde, yayalar geçsin diye yapılmıştır. karşıdan karşıya geçmeye çalışan yayanın üzerine otomobili sürmek nasıl bir halet-i ruhiyye'dir, ben hala çözemedim....
ben sürücü olarak yayalara yol verdiğimde arkadan kızarak korna çalmak nedir? yayanın geçmesi kaç saniye alabilir ki?
1 comment:
ankara'dakiler bunlara ek olarak serit kavramini da bilmiyorlar. bi bakiyorsun 3 seritli yolda 5 tane yana yana araba.
Post a Comment