Haziran 2013 ortasında kardeşimin düğünü için çekirdek aile olarak Stockholm'deydik. Her ne kadar Stockholm serin bir bahar/yaz dönemi geçiriyorduysa ve beyaz gecelerden dolayı hava neredeyse hiç kararmıyorduysa da çok güzel dört gün geçirdik bu güzel şehirde...
bu ilk iki resim düğünün olduğu ve bizim 2 gün kaldığımız Stockholm'un yaklaşık bir saat uzağındaki Norrtalje kasabası. İlk gün millet dinlenirken ben de arka balkonda oturup güneşlenerek Kemal Tahir okudum.
Norrtalje'den Stockholm'e ilk geçtiğimiz gün şimdi adını hatırlayamadığım bizim Kapalıçarşı'nın balık üzerin ihtisaslaşmış bir versiyonu olan bu pazara gittik. Etrafta çeşit çeşit füme ve çiğ somonlar, hayvarlar, diğer balık çeşitleriyle balıkseverlerin rüyası olabilecek biryerdi... Öğle yemeğini de yine burada bulunan bir restorantta yedik... Pikeperch denilen (Türkçesi Sudak balığıymış), bir tatlı su balığı paylaştık Dr.H ile. Bir de giderseniz aklınızda bulunsun İsveç'in open face sandwich tabir edilen tek ekmek dilimi üzerine hazırlanmış toast skagenleri çok meşhur. Tavsiye ederim...
Yeri gelmişken yazayım; İsveç bir balık/deniz ürünü cenneti. Balık çok severim, ama pişirilmesi konusunda çok tutucuy(d)um. Gamla Stan (Old City)'de akşam gittiğimiz Fem Sma Hus'da çok çeşitli bir tabak istedim. Hayvar, herring (ringa) lakerdaları, marine edilmiş somon gibi benim için oldukça maceracı olan bu tabaktan sonra, tatil için gittiğimiz Yalıkavak'ta başka bir maceraya atılıp lakerda ısmarlayabildim... Uzun süredir (Stockholm ve Yalıkavak öncesi) bu kadar iyi pişirilmiş, marine edilmiş balık yememiştim, gerçekten tavsiye ediyorum....
Bu gemi de 17. yüzyılda limandan çıkamadan batan meşhur Vasa gemisinin yanlış hatırlamıyorsam 1/32 oranında küçültülmüş bir maketi. 1950lerle ulaşılan ve su yüzüne çıkarılan gemi için özel bir müze de yapılmış. Neredeyse 350 sene boyunca çok da bozulmadan kalmasının sebebi ise Baltık denizinin ne tatlı ne tuzlu (brackish) olan (Van Gölü'nün ve Karadeniz'in suyu da böyle tabir ediliyor) suları... Doğal bir koruma sağladığı için günümüzün koruma teknolojileriyle birlikte geminin enkazı bizlere kadar ulaşmış durumda.
Burada da ben Nobel Müzesi'nde barış için örgü örüyorum. Branşımdan dolayı haliyle bilim ödüllerinden birini almak gibi bir umudum yok. Belki biryerlere barış getiririm de Barış Ödülü'nü alırım kim bilir... Neredeyse 1.5 yıldır bileklerimdeki rahatsızlıktan dolayı elime örgü almamıştım; kısmet Nobel Müzesi'neymiş.
Not: Olur da yolunuz Stockholm'e düşerse Turist Bürosu'ndan Stockholm Card (çeşitli uzunluklarda var yanılmıyorsam- biz 3 günlük aldık) alın. Bütün toplu taşıma araçlarını ücretsiz kullanabilir, müzelere kartı göstermek kaydıyla ücretsiz giriş yapabilirsiniz.



No comments:
Post a Comment