ben hic Elif Safak okumamistim. Blog arkadaslarim oyle anlattilar ki bu kis, almadan olmazdi. Araf, Siyah Sut ve Ask'i aldim dun. Araf'a basladim demin. Cok akici bir anlatimi var, ceviri de cok iyi bence. Kendimden cok sey buldum. Zaten anlattigi hikaye benim Boston'da yasadigim semtte geciyor- Somerville'de...
Ama yabanci bir memlekette yasayanlarin karsilastiklari ikilemleri cok guzel anlatiyor. Kitabin henuz cok cok basindayim, cok etkilendigimi soylemem gerek.
"... Yabanci iste ilk bu fireyi vermeyi ogrenir. Yabanci bir ulkede yasamanin birinci icabi insanin en asina oldugu seye, ismine yabancilasmasidir"....
cok direndim, cok ugrastim, Amerikalilar adimi oldugu gibi Ayşe olarak soylesinler diye. Ama Ays, Eys, Elise gibi benzerlik gosteren gostermeyen her sekilde hitab edildim. Bir ara artik anlayip hic ses cikartmiyordum, ama cok sinirimi bozuyordu. En sonunda en azindan yazili olarak anlatabilecegimi dusundum, ve ismimi kendi kendime yuksek sesle soylemeye basladim. Amacim Amerikalilar'in asina oldugu sesleri yakalayabilmekti. Benim guzel ismim oldu mu size I-shay ya da eye-shay... En azindan simdi doktorda dosyamin uzerinde boyle yaziyor, hocalarim boyle soyleyebiliyorlar...
"... Ama bak bu dedigimi bir kenara yaz: bir Turk'un milli ickisinin yerine uzoyu koymasi... baska bir milletten baska birinin milli ickisi yerine uzoyu koymasindan cok daha muhtemeldir. Ayni sekilde, utanmadan Turk kahvesine 'Yunan kahvesi" deseler de bir Yunanlinin, diger kahveler yerine Turk kahvesini tercih etmesi... baska bir milletten... baska birinin... Turk kahvesini... tercih.. tercih etesinde daha muhtemeldir... of!"
--------
Dun Ozguranne'yi ve Elos'u ziyarete gittim. Elos bir buyumus, bir tatlanmis, sormayin. Hijo de la Luna'yi cok seviyor. Birkac kere mizildayinca annesi acti, Ayse Teyzesi'yle birlikte sarkiyi dinledi, ben de cok begendim sarkiyi, hemen aldim Itunes'dan...
---------
cok da kisa olmadi sanirim ama, bitti.
6 comments:
Benim gibi yurtdışında yaşamaktan ödü kopan birine iyi olmadı bu yazı:) Benim adımı hayatta söyleyemez o yabancılar:)
ben de yeni okudum Araf'i. Gercketen cok gercekci anlatiyor Elif Safak. Benim adimin aldigi haller de felaket. Guzelim adim sekilden sekile giriyor. Starbucks'da "bee" bile anladiklari oldu, adimda hic "e" olmamasina ragmen :)
Yine bekleriz efendim:) Araf'ta ben de kendimden bişeyler bulmuştum. Yurtdışındaki her insanın bir anda "prototip ülke"ye dönüşmesi. Sen baharat sevmiyorsan, "Türkler baharat sevmez" olması filan gibi şeyler. Bir de Ömer'in ailesinin durumu. Endişeleniyorlar ya uzaktan. O dönem bi kasırga vardı gene. Telaşe oluyor uzaktakine.
Elif Şafak'ı seviyorum. Aşk'ı da sevdim ama biraz "introduction to mevlana" olmuş gibi geldi bana. Sen de oku konuşalım.
Bişi daha diycektim unutuuummm!
Ela selam söylüuooorr.
Elif Safak'i Pinhan ve Araf'la tanidim. Baba ve Pic kitabini da okudum - aslinda sonu kaldi o yuzden bitiremedim diyeyim- Araf'i okurken ben de ayni duygulara kapilmistim. Hatta baba ve pic'in Arizona'da gecmesi filan da hosuma gitmisti. Ama bilmiyorum sonra bir sogukluk girdi cunku Ingilizce yazdigini ogrenip baskasinin Turkce'ye cevirdigini ogrendim. Ne sakincasi var diyebilirsin. Belki de bir sakincasi yok ama sanki reklam ve pazarlama kaygilari seziyorum kitaplarinda artik. O da Elif Safak okurken beni rahatsiz ediyor. O yuzden Ask kitabini da hic merak etmiyorum.
Benim adimi gorunce once bir sasiriyorlar ama caba harcayanlari telaffuz konusunda basarili.
Canım ya sen geldin ben gittim İstanbuldan buluşamadık bir Yaşar usta'da :)
Çok öpüyorum.
nerelerdesin?:)
Post a Comment