Pazartesi gunu sabah sanirim 8:20'deki Kadikoy vapurunu yakaladim Besiktas'tan... Sabah Anadolu yakasina gecen cok kimse yoktu, oturdum disariya.
Istanbul'u dinledim sessiz sessiz. O benim yerime konusuyordu zaten; martilar, vapurlar, ruzgar... Herbiri ayri ama birbirini tamamlayarak konusuyorlardi...
Istanbul'u seyrettim; yabanci memlekette yasayan bir yerli gozunden seyrettim Istanbul'u... Eskiden hergun gordugum, gorup de gectigim yerleri seyrettim...
"Ozlemisim seni" dedim Istanbul'a, hic konusmadan....
4 comments:
Keske hic calismak zorunda olmadan, keyifle, istedigimiz an gezerek, is tarfigine ve stresine girmeden yasama sansimiz olsa Istanbul'da :) Iste o zaman yasamak icin dunyanin bir numarali sehri olur :)) Ama sabah is trafigi, is yeri stresi, cocugun okulu, evin ise uzakligi vs vs derken en yasanilmaz, cekilmez yer oluyor :(
Sen simdi, calismadan yasayabiliyor, gezebiliyor olmanin tadini cikar :))) Iyi gezmeler ;)
Bu arada, ABD'ye ne zaman geri donuyorsunuz?
O gozle bakinca Istanbul'a sehrini cok farkli goruyor insan, degil mi? Daha bir kiymetini biliyor. Benim de son birkac gunum Istanbul'da. Yine ozlenecek yani :( Gerci insan evini de ozluyor, o ayri :)
Ayşecim ağlıcam valla ya yazma böyle şeyler.:(
Hava çok sıcak ama sen özlemişsindir sıcağı da...Bol bol gez... İyi gezintiler :))
Post a Comment