10.29.2008

Yaşar Kemal'in bugün bir ödül aldığını okuyunca aklıma geldi...

Üniversitenin ilk senesinde zorunlu bir Türkçe dersi alıyorduk. Final ödevi olarak önceden belirlenmiş kitaplardan birini okuyup 5-6 sayfalık bir yazı yazacaktık...

Ben de "Yer Demir Gök Bakır"ı okumaya başladım, ama iki kere 100. sayfaya gelemeden bıraktım... Betimlemeler çok ağır geliyordu her seferinde. Yıl sonu ve ödevin son verilme tarihi yaklaşmaya başlayınca ben inat ettim, ve tekrar başladım okumaya... Aman Allahım, nasıl betimlemelerdi onlar. Sanki ben de o köydeydim de uzaktan köy sakinleri varlığımdan habersiz, onları seyrediyordum. 

Kitap bitti, ödev bitti, dönem bitti. Ben başka Yaşar Kemaller okumak istedim. Önce evde bulduğum ve adı çok hoşuma giden "Karıncanın Su İçtiği"ne niyetlendim, ama şöyle bir göz gezdirince kitabın aslında bir serinin 2. kitabı olduğunu gördüm. Yine evde buldum ilk kitabı; "Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana". İkinci kitabın isminin aksine, tüyler ürpertici bir ismi vardı. Ama ben önce ilk kitabı, sonra ikinci kitabı okudum, mevsimlerden yazdı, ve ben bütün dikkatimi kitaba verebiliyordum. Kitap, ve içinde anlatılan ada beni içine çekti, o insanlar biri gibi oldum. Öyle ki bütün adanın yerleşim düzenini kitabı okurken zihnimde canlandırabiliyordum- hala da canlandırabilirim. Sonra "Tanyeri Horozları" çıktı piyasaya, 3. kitap. O da bitti. 

Bu hikaye bir dörtleme, tadı damağımda kaldı. 6 sene oldu hala çıkmadı "Çıplak Deniz Çıplak Ada". İnsanın yüreği burkuluyor- üstad neyi bekliyor acaba?

2 comments:

pelince said...

Kitap okumaya uzun zamandır fırsat yaratamıyorum:( Kızıyorum kendimede...

sumuklubocek said...

ben de ince memed'deki cocugun kosma sahnesini -okurken gozlerimin onunde canlanan sahneyi- unutamam.
cocugun bastigi yerdeki otlari bile oyle guzel anlatir ki....
***
seni okuyunca ne kadar az yasar kemal kitabi okudugumu farkettim, daha fazla yer ayirmaliyim oysa ki